İzmir : Huzur

Duyanlar!!Duymayanlar!!

İzmirdeyim!! 21inde geldim. Ailemle saadet ve huzur dolu dakikalar yaşıyorum.Ankara da doğup büyüdüğüm için kendimi  hiçbir zaman İzmirli hissetmedim. İzmire bayıldığımda söylemez ama şu son 3 yıldır İzmir bende huzurla eş anlamlı hale geldi.

O İstanbuldan İzmir'e dönüşler varya hani. İzmirin sarı ışıklarının sizi kucaklayıp kulağınıza dostlarınızın seslerini fısıldadığı,ılık rüzgarın saçlarınızı havalandırdığı dönüşler.İşte onlar paha biçilemez benim için.

Ne zaman İzmir'e dönsem mutlu hissediyorum kendimi.Çünkü yolumu gözleyenler beni hasretle bekleyenler var.
Ailem gözümün içine bakıyor " Ne özledin ne yapalım" diye.Ve arkadaşlarım..daha doğrusu dostlarım.Hani o yanlarınızda kendinizden başka kimse olmanızın gerekmediği insanlar. Hani birbirinizin suratına patlatsanızda sonunda beraber güleceğiniz insanlar.Yanlarınızda duvarlarınız olmayan ne kadar zaman geçerse geçsin sizin için orada olan insanlar. İzmire  dönüşleri bundan seviyorum işte.O kadar sıcak ,koruyucu ve kollayıcıki..
İzmire ruhumda ki yaralarla kaçarcasına geldim bu sefer. Sığınmak için. İki gün olmasına rağmen iyileşmiş yenilenmiş hissediyorum.Daha dostlarımın hiçbirini görmedim ama aynı şehirde olma hissi bile yetiyor.
Mutluyum lan!!!!

Jeren

Şuursuzun Gözmakyajı!!

 İnanılır gibi deil bir makyaj postu yazmak üzereyim. Hissiyatıma tercüman olunamaz şuan. Ben  anne karnından çıkıp az yürüdükten sonra ruju keşvettim.Makyajı yapmayı hastalık derecesinde çok severim. Ortaokulda" bana nasıl makyaj güzel olurki acep? "diye düşünüyordum. Onu düşüneceğime denklemleri düşünseydim belki bugün Bilgisayar mühendisi olurdum. Neymiş Ruju bebe bölükten uzak tutacakmışsın. Neyse efendim.

Kendimi bildim bileli makyaj yaparım. Artık güzel yaptığıma da inanıyorum. Hatta hepinizi kuytuda kıstırıp yüzünüze bişeyler sürmüşlüğüm vardır muhtemelen. Yapmadıysamda yapmayı kesinlikle aklımdan geçirmişimdir. Eş dost akraba bana "nasıl yapıyorsun gözünü?" diye soruyor çoğu zaman. O yüzden "gözümü nasıl yaptığımı" anlatmak istedim.. Evetttt başlıyorum.. ehem .. öhömm..

-İlk önce gidin bi yüzünüzü yıkayın :) Cildinize nemlendirici sürün nemlendirici sürmeden asla makyaj yapmayın. Yüzünüzde sivilce çıkar makyaj gözeneklerinizi tıkar cildiniz bozulur. Nemlendirici makyajınızın daha kalıcı olmasını sağlar.

-Cildiniz nemlendiriciyi emince bir güzel kapatıcınızla nereleri kapatıyorsanız kapatın. Göz altı morluğudur,sivilcedir.Fondoten pudra falan sürecekseniz onlarıda halledin.Ben pek fondöten kullanmıyorum

Başlıyoruz..


Bu gözümüzün piç hali. Bişi sürülmemiş mal, malak bakıyoruz.

 1-İlk olarak elimize bir beyaz göz kalemi alıyoruz. Beyaz göz kalemini göz pınarına ve biraz yukarısına çekiyoruz.




2- Göz pınarına kuş sıçmış effectini küçük parmağımızla hafifçe dağıtıyoruz. Aydınlanmış gibi görünsün yeter.

3- Sonra beyaz veya vanilya rengi bir farınız varsa (çok açık renk kapatıcıda olur) onunla göz kapağımızı katlandığı yere değmeden boyuyoruz. Aynı işlemi kaş altına da uyguluyoruz.Hafif aydınlatacak kadar yapmanız yeterli. Gözleriniz küçükse beyaz farı tüm göz kapağınıza uygulayıp 4. aşamayı atlayabilirsiniz.

Gözünüz böyle görünüyor olmalı.

 
4-Şimdi açık kahve veya koyu yavruazı tonlarında bir fara ihtiyacınız var.Göz kapağınızın tam kıvrıldığı yerde bir kemiğiniz olacak yoklayın bulursunuz. o kemiğin  tam altına bu kıvrım yerine o fardan hafifçe süreceğiz. Fırça varsa fırça ile daha kolay olur. Hafifçe gölge yapacak kadar.Göz kapaklarınız darsa bunu yapmanıza gerek yok.

5- Şimdi gelelim fasülyenin faydalarına eyeliner.Ben kalemi tutup gözün üstüne çekmekten hoşlanmıyorum. Hemen dağılıp makyajınızı mahvediyor.Şu ana kadar hep likit eyeliner kullandım (MAC).Gayetde memnundum. 1 haftadır krem eyeliner kullanıyorum ondanda memnunum. Gözünüz küçükse eyelinerı olabildiğince kirpik dibinden ve ince çekmelisiniz. Gözünüz büyükse eyelinerı istediğiniz kalınlıkta çekbilirsiniz. Eyeliner çekerken. Gözünüzün ortasından kuyruğa doğru kirpik dibinden çekmekle başlayın .Kuyruğu biraz uzatıp yukarı doğru kaldırıp bırakın.Gözünüzü daha büyük gösterir. Daha sonra bu çizgiyi göz pınarınızla birleştirin.Daha sonra üstünden geçerek kalınlığı ayarlayabilirsiniz.






6-Şimdi beyaz kalemimizi alıp gözümüzün iç kısmına sürüyoruz.Sonra siyah göz kalemini alıpalt kirpiklerimizin kuyruk kısmından ortaya doğru çekip tam ortaya gelmeden bırakıyoruz. Siyah kalemi serçe parmağımızla kirpik diplerine dağıtıyoruz. Ortaya şöyle bir görüntü çıkıyor.


7- Vee büyük final rimel. Öncelikle şunu belirtmek istitorum rimel kirpiklerin ortasın iki fırça sürülüp bırakılan birşey değildir.Saygı ister emek ister.Gözün nurudur.Rimeli kirpiğin dibinden  ucuna doğru fırçayı yavaşça döndürerek sürmek gerekir. Kuyruk tarafındaki kirpiklere özellikle rimel sürülmelidir.Ben kendi rimelimden çook memnunum. Christian Dior- Diorshow üstüne rimel tanımam . Çabuk kuruma gibi bir dezavantajı var. Ama iki damla tonik damlatınca canavar gibi oluyor.



Bu kadar!! Umarım işinize yarayan kullanabileceğiniz bir makyaj tarzı olur.Merak ettiğiniz bişi olursa sorunuz. Öpüoreeee

Jeren

Ojem geldi!

 Birkaç gündür oje kıtlığındaydım. Evdeki ojelerin hepsi kurumuştu. Bazılarının kapakları dişlememe rağmen açılmadı.Nasıl kuruduysa artık. Bu evde ben bile kuruycam bırakın ojeyi. Neyse o konuya sonra değinirim .

Oje konusunda öyle çok takıntılı değilimdir genelde bir kat açık renk sürer çıkarım.Flormaı ojeleri severim,aramız iyidir. Dün son ojemde çene yapımı komple bırakınca bir flormar standına uğramaya karar verdim. Gidince elimi yıllardır kullandığım iki renge 412 ve 030 attım .Bu iki rengide çok seviyorum. 030 çok açık simli bir toz pembe birkat sürünce tırnaklarınızda çok hoş duruyor. 412 ise genelde frenchte kullanılan rakı beyazı renk .Tonunu tam tutturmuşlar.Oje alışverişime kırmızı,siyah gibi yıllardır kullandığım standart renkleri de ekledim. En son elim çingene pembesine gitti geçen gün tam bu renk bir şapka almıştım. Kombin ederim diyerek onuda attım sepete. İşte o an.. tam o an.. onu gördüm... çok güzeldi.. çokk şirindi.. çok.. çok pembeydi...



Flormar Longwear stick ruj. aslında tonu buarada daha açık çıkmış. Normalde oje ile aynı renk. Dokusu çok yumuşak. Ben genelde stick ruj süremem. Dudaklarım öküz kadar olduğu için fazla sırıtıyor. Ama göründe  dayanamadım aldım. Şimdilik memnunum.Canciğer kuzu sarmalarıma tavsiye ederim.

Not: Tuuçe geçen gün böle bir renk istiyorum diyodun bak bunu alabilirsin!!

Sizin kullandığınız bana tavsiye etmek istediğiniz favori renk ojeleriniz varmı?? Varsa sölesenize deniyim . Ojem geldi de..

Jeren

Av Mevsimi






Uzun zamandır sinemaya gidememiştim ki bilirsiniz film izlemeye bayılırım. Bu akşam Abla İnsanı eve gelip sinemaya gidelim deyince tabiri cazise balıklama atladım.Kadrosuyla bizi baştan beri cezbeden Av Mevsiminde karar kıldık. Aslına bakarsanız ben sinemada Türk filmi izlemeyi pek sevmiyorum. Bazen verdiğim bilet parasına bile değmiyor. Ama bu film parasını hakedenlerden. Benim gibi CSI ,Cold Case tarzı dizileri biraz izlediyseniz size biraz yavan gelebilir ama genede güzel bir olay örgüsü var. Filmin görüntü yönetmeni kimse kendisini alnından öpüyorum. Orman sahneleri o kadar etkileyici ki. Oyunculuklara zaten laf yok. Ama benim favorim Çetin Tekindordu. Aslında herkes birbirinden güzeldi. Okan Yalabık'a da ayrıca zaafım var zaten.
Filmle ilgili tek eleştirim Melissa Sözen'in rolüne oturmamış olması olabilir. Karakter için fazla kibardı sanki. Gerisi için eleştirebileceğim başka hiçbirşey yok.Son zamanlarda izlediğim en iyi türk filmiydi. Bana sorarsanız gidin izleyin derim. Emeği geçenlerin ellerinden öpüoruz.Okanıda ayrıca öpüyoruz.

Sinema gitmek isteyip gidemediğim filmlerle dolu. The Tourist (Johnny Depp'i sevmeyen ölsün),Harry Potter,Narnia 3D bu üçünede vizyondan kalkmadan gitmeyi çok istiyorum.

Benle gelsenize lan! Gidek!! Nooooluuuuuuurrrr!!!!


İZMİR TAYFASININ DİKKATİNE!!!

Ayın 21inde İzmire gidiyorum 21 Aralık-6 Ocak arası İzmirde olucam.  28 ine kadar annemlerin kesin vetosu var. Evden çıkmayıp onlarla vakit geçirecekmişim. Haklılar bazen İzmire geldiğimde arladaşlarımla gezmekten ailemi göremiyorum bende onları çok özledim ve bu sefer biraz beraber vakit geçirmek istiyorum kırılmazsanız . 28 Aralık - 6 Ocak arası ise tekliflere açığım (yılbaşı hariç). Geldiğimde niye haber vermedin aman  planlar programlar yapalım tarzı şeylere girişmek istemiyorum. Artık yoruluyorum arkadaşlar zaman bölüştürüp yetiştirmekten. Darılınır mı diye düşünmekten. Hepinizi gerçekten görmek istiyorum Hepinizi çok özledim. Zamanınız olduğunda,müsait olduğunuzda arayın. Beni görmek görev haline gelmesin. Açın telefonu "Ceren kahve içelimmi?" deyim hemen birşeyler ayarlayalım.

Sinem Hanım
Nesli Guş
Tuuçe
Duygusuz Eje
Yasocan

ve  İzmire gelmemin asıl sebebi olan "o kendini biliyor". Sözüm hepinize hepinizi özledim doğaçlama bişiyler yapmaya çalışalım. Sinema mı dediniz olur olur tabi ki  :D Fal  mı baktıralım ay hüçç sevmem  :D... Şaka bi yana özel bi yere gitmek yada bişi yapmak istemiorum bi kahve yeter bana.


Seviorum hepücüğünüzü..

Kim gitcek lan benle sinemaya böhüehehüy :(


Jeren

"Mide Bulantısı- Plastik Leğen" Kombinasyonu

Sevgili Millet;

Tuuçe ile" kıçı kırık itler" gezilerimiz meyvesini verdi ve ben mideyi bozdum. Geçtiğimiz pazar günü gezimizin taksim bölümündeyken" The Tuuçe" japon yemeği yemek istediğini söyledi bende onu Netri ve Suf Böreğim sayesinde öğrendiğim Bunka'ya götürdüm.

Dana yavrusu gibi yedik.Sonra kendimizi Beyoğlu pasajlarına saldık. Dünyayı aldık. (ki bu ganimetleri ilerleyen günlerde sizlerlen paylaşacağım beğendiklerinizden sizede alırım) Gezmekten yorulunca da çikolata manyağı bir mekan olan J'adore'a gittik.

Aslında Jadore'da birşey yemeyecektim. Çünkü yediğim şuşiler hala yemek borumdaydı. Ama o çikolata kokusunu duyunca dayanamadım kendimi çilek ve muzu çikolataya bulayıp Fondü yaparken buldum. Fondünün sonlarına doğru gıdım yiyecek halim kalmadığını farkedip zorla da olsa yemeyi bıraktım. Ordan eve geçtik. Benim deli gibi midem bulanıyordu (Sushi ile çikolata yersen!!) Kadim dostum plastik leğeni kaptığım gibi yatmaya gittim.

Gerisi malum.Leğenle samimi dakikalar ve uykusuz bir gece. Acile taşınıp iğne vurulmalar.Yetmemesi sabah bir daha gidip ilaç almalar. Pazartesiyi çok bulanık hatırlıyorum Tuuçenin gidişini, abla insanının bana patates püresi - ayran içerikli menüler hazırlayışını (abla candır. paralandı garibim)Ve gıdım gıdım uyuduğumu hatırlıyorum. Bugün anca kendime gelebildim. Üstelik bu benim ilk kovalı vukuatım değil. İki kere mide fesadı geçirdim (evet iki , evet gerçek mide fesadı çok yemekten olan).Gene de gıdım akıllanmamışım. Bi dur lan!! bi yeme bi sınırını bil dimi!

Hep şu sağlıklı yaşayan insanlara özeniyorum. Hani düzenli yemek yiyen kahvaltıda tost yiyip, taze sıkılmış portakal suyu içen,sabah kalkıp koşan insanları. Gerçekten özeniyorum ama hiç onlardan biri olamıyorum. Sabahları camış gibi 12'ye kadar uyurum. Bırak koşmayı ayak parmağımı kıpırdatamam. Bi ara sabah altıda kalkıp kumsalda karate çalışmışlığım vardı. 2 Gün falan. Ama kumsalda koşan abi ve ablalar sabahın altısında beni Karate Kid olarak görünce bir daha kendilerine gelemediler. Benim gün doğarken uçan tepik atan ayaklarım da yorganın altında kalmaya devam etti.

Bende birgün sağlıklı,düzenli yaşayan -bir birey olabilecek miyim? Gün doğarken yoga yapıp (abarmayalım 8,9 fln),Portakal suları içip sağlık manyağı bir yaşam sürebilecek miyim??Gün gelecek ve plastik leğenlerim sadece temizlik bezlerinin durduğu şeyler olarak kalacak mı? Kim bilir... umudumuzu yitirmeyelim..

Jeren



Dip Not: Bunka Beyoğlunda Fransız konsolosluluğunun sol kısmından girip acık yürüyüp sola döndüğünüzde karşınıza çıkan Japon Kültür'ün altındaki güzel Japon lokantasıdır.Tuzludur. Ama gidilesi vardır.

Dip Not: J'adore sizi çikolata manyağı yapacak Fransız müziklerinin çaldığı dünya tatlısı bir cafedir.Çikolatanın her çeşidini bulabilirsiniz
Jadore: İstiklal Cd. Emir Nevruz Skk No:22 (Mısır Apartımanı’nın karşısı)Panigia kilisesinin girişinde sağda

Kankigüllerlen Münasebetlerim :The Tuuçe İstanbula gelir!!

Sevgili Millet;

Tuuçeyi bilenler bilir. Bilmeyenler için (Bknz: İngiltere ve İtalyaya gittiğim tikky yavrusu ). Tuuçe geleli 2 gün oluyor. Geldiğinden beri  kıçı kırık itler gibi geziyoruz. 
 Tuuçe gelir gelmez soluğu Kanyonda aldık .Nedenini tam olarak bilmiyorum ama gittikçe Kanyon,İstinyepark tarzı yerlerden hoşlanmadığımı farkediyorum.  Sanki insanları klas olmaya zorluyorlar.Samimiyetsiz geliyor buralar bana.Tarz tarz hatunlar herkes birbirini böle bi süzüyor falan. Yok çantası gerçekmi yok üstündeki şöylemi? Ablalar mülakata alıyor zannedersin. Böle üstümde bir tedirginlik.Yanlış bişeymi yaptım? Yemeğin ismini doğru tellafuz edemedimmi? Yoksa 1 demet  marula 25 TL çok der gibi mi baktım?? Ama ama ama birileri bunu sölemeli..

 Kral Çıplak!!25 TL lan!! Ne yiyoruz portakallı pekin ördeğimi yiyoruz altı üstü 3 yaprak marul!! Marul bile küçümseyecek seni nerdeyse.
"Hey sen beni mi yiyeceksin! Sen kim beni yemek kim!! 25 TL yim kızım ben . Kanyon maruluyum. Aslında 50 TL lik et yemeğinin yanında  paralı bir abinin ağzına yakışırdım ama  kısmet senin gibi paçoz öğrenciye düştüm.Dokunma bana!! Varoş!!"


  Neyse yemeği yedik kalktık vitrinlere bakarak aşşağıya iniyoruz.Bendeniz marka almanın saçma olduğunu düşünen biri değilimdir bilen bilir.Bir klasik Chanel'in, LV'nin, Christan Louboutin'in parasını hak ettiğine inanırım dolabınızda bir tane olmalıdır. Ama  arkadaşım o düz beyaz penyeye 450 TL biraz fazla değil mi? Paranın olması birşey. Paranı mal gibi harcamak başka birşey. Gerçekten ama gerçekten ona iç rahatlığıyla o parayı verebilen insanları anlayamıyorum. Penye lan?!! Şuurun yerindemi? Giyince Kate Moss mu olacan?
 Valla ne kadar param olursa olsun bunu yapabileceğimi zannetmiyorum. Paralara sarma sarar yerim daha iyi. 
Neyse Kanyon maceramızı marulun bizi ezmesi hariç vukuatsız atlattıktan sonra dedik ki deniz havası alak açar bizi. Kendimizi Bebek'e saldık. Valla bebek güzeldi sahil havası böle boğazdan esti böle. Bebekte Starbucksta kendimizi kahveye verdik (Bebek Starbucks'a gitmemiş olanınız varsa çok şey kaçırıyor. Bi ara uğrayın yada beraber gidelim). Bebek starbucksa sırtınızı verip sola yürüdüğünüzde karşınıza beyaz bir restorant çıkıyor adı "Happily  Ever After" fecü lezzetli Cup Cakeleri var adedi 5 TL yemediyseniz ondan da yiyin.Tuuçe pek bayılmadı ama ben hastasıyım.. Yaşasııın yemek yemekkk!!! :)
Neyse asıl bombaya geliorum biz burdan çıktık Galatada genç tasarımcılar hötebötü tarzı bişeye gittik. Ortamı görmeniz lazım.'Marjinal olmanın bokunu çıkarmak ablalar' ve 'hepimiz gayiz abiler' gani. Bi abla şey giymişti.Kot altında açık sandalet tarzı topuklu kırmızı ayakkabı. ayakkabının içine çizgili siyah beyaz çorap yün böle!! (hayır şaka yapmıyorum) üstüne bi gömlek giymiş yırtmış onu falan. Böle abuk subuk giyinen tiplerle dolu ortalık. Tasarımlar güzeldi ama millet bir abuktu. Ve hani herkes normalmiş gibi davranıyor ya böle. "Yeah beybi hepimiz çok tarzız altıma pijama donu giymiş olmam hiçbişeyi değiştirmez paçalı don giysem gene tarzdım gene tarzdım" İki gün önce maruldan gördüğüm muamelenin aynısını gördüm ya nasıl eziğim yarebbimm!!!
Kendimizi dışarı atıık yurdum göbek havası notaları ile dolmuş olan Galata bizi kucakladı.Sokaktaki insanları görünce nasıl sevindim anlatamam.Sümüklü cingen çocuklarını bağrıma basasım geldi o derece. "Yurdum çocuğu..Bak nasıl anadolu kokuyor " falan diye böyle.. Neyse kıçı kırık it gezilerimiz Nişantaşı,Caddebostan,Taksim şeklinde devam edecek daha anlatırım.. Öptümm..

Jeren

Mektup

Sevgili "Hayatımdaki Önemli İnsanlar" ;

Her birinizle konuşmak istediğim o kadar çok şey var ki.  Gün içinde bunu kesinlikle onlara anlatmalıyım dediğim bir ton şey yaşıyorum .Ama o anlatma kısmı hep yalan oluyor. Hayatın gelgitlerinden, mesafelerden,yorgunluklardan veya herhangi bir sebepten sölemek istediklerim söylenmemiş olarak kalıyor. Birbirimizi bulduğumuz saadet dakikalarımızda o anlatmak istediğim şeylere vakit kalmıyor. Bazen işinize yarayacağınızı düşündüğüm şeyleri yazıp elinize veriyorum ama ne yazıkki her zaman olamıyor bu. İşte nedenden dolayı  blog yazmaya karar verdim. Paylaşmak istediğim herşeyi yazıcam buraya. Ne yapıyorum ne ediyorum? Ne okuyorum? Ne izliyorum? Ne öğrendim? Kesin bilmeniz gereken ne var? Beni özledikçe arayamasannızda blogumu açar dostane bir selam görürsünüz. Kafanız dağılır hayatı paylaşmaya devam ederiz.
Hepinizi  çok seviyorum. İyiki varsınız. Hayatımda olduğunuz yerde kalmaya devam edin...

Ceren